Baharı Karşılamak-İstanbul'dan Beyşehir'e-Giriş

2011-05-24 01:05:00

Nisan ayının başından beri baharı yurdun çeşitli köşelerinde kovalıyorum. Bu kovalamalar genellikle İstanbul ve civarları oluyor. Bu kovalamaların finalini ise istanbul'dan Beyşehir'e doğru uzanan ve Batı Toroslar ağırlıklı bir gezi ile yaptık. Siz bakmayın final dediğime; ben birkaç hafta daha final yaparım... Bu geziyi 6 kişi, bir karavan ile geçekleştirdik. Mehmet hocamın emektar Camper ı ne Yazılı Kanyon bıraktı, ne de Tota dağı. Minnetarız bu Transporter dan bozma karavana... Aslında bu köşede hep yurt dışı gezilerimi yazıyordum. Yurt içi gezileri ise eşe-dosta daha çok fotoğraf ağırlıklı gönderiyordum. Bu güzel geziyi siz sanal gezginlerle paylaşamak istedim. Öyle ya, güzellikleri paylaşmanın yurt içi, yurt dışı mı olurmuş? İstanbul çıkışla Eskişehir, Yazılıkaya-Frig Vadisi, Afyonkarahisar Gazlıgöl, Eğirdir, Yazılı Kanyon, Sütçüler, Tota Dağı, Kasımlar ve Beyşehir rotasını takiple yaptığımız 5 gecelik geziyi paylaşmak ister misiniz? Haydi o zaman buyrun bakalım, baharı birlikte kovalayalım... Gezekalın ... Ümit Kuru 24.05.2011 saat 01:00   Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-9. Arbaminch-Addis Ababa-İstanbul (SON)

2011-03-23 19:21:00

Bugün artık son gün. Bir heyecanla başladığımız gezi bitiyor. Gece Etiyopya saati ile 02:10’da THY uçağına binip İstanbul’a doğru uçuşa başlayacağız. Artık deliksiz uyumaya iyice alıştık, böylece sabaha dinç ve zinde de kalkabiliyorum. Bavulu geceden topladığımızdan, son kalanları da yerleştirdikten sonra valizleri, görevliler tarafından toplansın diye kapı önüne bıraktık ve son kez de olsa babun gösterisini izlemek ve güneşin doğuşunu görebilmek için restoranın önünde bulunan terasa doğru gittik. Babunlar daha yok ancak akbabalar dünden kalan kesilmiş hayvan artıklarını büyük bir ustalıkla midelerine indirmekle meşguller. Bu arada karşıdan, tepeler arasından güneşte ilk ışıklarını yollamaya başladı.Bir tarafta Chamo Gölü, diğer tarafta Abaya Gölü ve doğan güneş; güzel bir manzaraydı gerçekten.. Babunlar ise salına salına geldiler ama bu sefer bakışları hoş değil. Aralarda küçük babunlar var galiba ondan bize poz yapıyorlar. Nitekim önde sandalyelerinde güneşin doğuşunu romantik romantik seyreden diğer misafir turistlerden bir çifte doğru hamlelerini de yaptılar.. Dikkat etmek lazım bu hayvanlara, hele de yanlarında küçükleri varken… Bahçe hala güzelim renkleri içinde kuşlarla dolu. Giderayak hiç görmediğim kırmızılıkta bir kuş daha gördüm. Kahvaltı sonrası bu güzel yerden ayrıldık ve Addis Ababa’ya doğru yola çıktık. Arabanın ön tarafında, tüm gezi boyunca oturduğum koltuktan, camın temizliğinin izin verdiği ölçüde fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Yol boyu insanların o kadar güzel pozları vardı ki, her birisi için arabayı durdurmaya çalışsam beni taşlarlar. Addis Ababa’ya doğru ilerledikçe giyinik halde ola... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-8. Gün Turmi-Konso-Arbaminch

2011-03-22 23:21:00

Hanım dünden beni uyarmıştı; "Otelin dükkanında bir kuş kitabı var. Etiyopya Orta Rift Vadisi Kuşları" isimli. Bir bak istersen. " Şu ana kadar çok sayıda kuş fotoğrafı çektim ama çoğununda ismini bilmiyorum ve ilk defa görmüşüm. Mantıklı geldi ve sabah ilk işim bu dükkana uğramak oldu. Fotoğrafların kalitesi çok iyi değil ama az çok ne olduğu da anlaşıldığından bu kitabı aldım. Sabah kahvaltıdan sonrada Abraminch'e doğru yola düştük. Artık dönüş yolundayız demektir. Biraz canım sıkkın yani, tatil bitti bitecek. Bugün programda, yol üstündeki Arbore kabilesine ait olan bir köye uğramak ve daha önceki günlerde yapamadığımız Benna kabilesine ait bir köy arayıp , ona uğramak var. Toplam yolumuz 190 km kadar. Yolda bir Hammer kadınını görünce, bu havalı ve güzel insanları son kez fotoğraflayalım diye arabaları durdurduk. Bir müddet daha yol aldıktan sonra yol kenarında sayılacak köye vardık. Her zamanki gibi köy halkında bir canlanma ve hareketlenme gözlendi. Çevremiz fotoğraf çektirmek için her türlü güzelliğini ön plana çıkartmak için uğraşan insanlarla doldu. Arboreler Müslümanlığı kabul etmiş olan bir halk ama kendilerince yorumluyorlar. Başı kapalı, türbanlı, çarşaflı insan yok. Evli olmayan kadınlar saçlarını kazıtıyorlar, evlilerin ise saçı uzunca. Boyanmayı ve süslenmeyi bu insanlarda çok seviyorlar. Konso kabilesi insanları ile akrabalıkları var ve bir çok şarkı ve dansları ortakmış. Kadınlar evlenince sünnet ediliyorlarmış. Ticareti en iyi bilen kabile imişler ve hayvan verip karşılığında tarım ürünleri alıyorlarmış. Kadınlar başlarına siyah bir örtü takıyorlar ama daha çok güneşten korunmak içinmiş. Çocuk... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-7. Gün Turmi

2011-03-21 22:31:00

Burada adet haline getirdiğimiz üzere sabah erkenden kalktık. Bu saatleri fotoğraf için en güzel saatler olduğundan severim. Tesis içinde fotoğraf karelerime hapsetmek için canlı cansız objeler aramaya başladım. Etiyopya’da kaldığımız tesisler içinde en çok bunu beğendik Ama sakın burada diğer taraflarda olmayan lüksümüz filan var sanmayın, burada da saat 22:00 gibi ışıklar kesiliyor. Gerçi gruptan bir bayan arkadaş jeneratörün daha uzun süre yanması için bir ayarlama yaptı ama sonuçta burası da bir Eko Lodge. Daha önce hiç görmediğim, kafası yassı, göz çevresi sapsarı güzel bir kuşun peşinde, tesisin arka tarafına kadar kovalamaca oynadık. Ama sonunda onun güzel fotoğraflarını almayı başardım. Bu sırada tesisin arka tarafında kurumuş bir dere yatağının farkına vardım. Burada birkaç kişi su çıkartmak için kazıyorlardı. İlginç olan ise kazma sallayanlardan bir tanesi dün bize tesis girişinde o garip meyveyi tattıran bayanın olmasıydı. Çalışanlardan 3 tanesi bayan ve 3 tanesi de erkekti. Sırası ile bayanlar ve erkekler 3’erli gruplar halinde çalışıyorlardı. İzin isteyip fotoğraflarını aldık. Daha sonra ise tesisten 70 km ötede olan Karo kabilesinin bulunduğu köye doğru yola koyulduk. Yol rezalet ama sürprizlerle dolu. Burada şimdiye kadar hiç görmediğim termit (ak karınca, beyaz karınca) yuvalarını gördüm. Bunların bazıları metrelerce yukarıya çıkabiliyorlar. Ayrıca hemen her ağacın altında, gölgelik alanlarda, Dik Dik denen küçük antiloplar görüyoruz. Bir diğer dikkatimi çeken şey ise Adenium (çöl gülü) adlı ağaç. Bu ağacı tanıyorum çünkü evde saksı içinde yetiştirmeye çalışıyorum. İki fidan aldım ama birisini ç... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-6. Gün Jinka-Mago Ulusal Parkı-Turmi

2011-03-20 20:53:00

Bugün heyecanlıyız, yani her zamankinden daha çok demek istedim. Hani! O belgesellere meraklı olan hemen herkesin varlıklarından mutlaka haberdar oldukları ve alt dudaklarına kilden tabak yerleştiren kadınlar var ya! İşte onları görmeye gideceğiz. O insanların ait oldukları topluluğun ismi Mursi’ler. Mursi insanları Mago Ulusal Parkı içinde yaşıyorlar. Kaldığımız yerden, Mursi’lerin köyüne gidiş için 50 km kadar yolumuz var. Daha tesiste uyarılıyoruz; Mursi insanları diğer kabilelere asla benzemezler. Fotoğraf çekerken mutlaka para isterler ve paranın miktarını onlar belirler. Tartışmayın, alttan alın. Asabiyetleri ile tanınırlar. Kavgacıdırlar. Söyledikleri fiyatla fotoğraf çekimi sonrasında, “yok ben öyle söylemedim. Şunu vereceksin” diyebilirler. Adamlar ellerde Kalaşnikofla gezerlermiş, gel de itiraz et.. Mago Ulusal Parkı, Omo nehrinin iki kıyısında yarattığı parklardan bir tanesi. Omo Nehrinin doğu kıyısında bulunuyor. Park 2160 km2 alana sahip. Etiyopya’nın en yeni ulusal parkı ünvanına sahip, 1979 da Ulusal Park ilan edilmiş. Mago Ulusal Parkı, Omo nehrinin bir kolu olan Mago nehri ile bölünüyor. Yollar rezalet, toz toprak içinde kalıyorsunuz. Ama her zahmetin sonunda, keyif yok mudur? Parkta zürafa, çita, fil, leopar, aslan gibi hayvanlar olduğu yazsa da biz bol bol kuş ve küçük antilop dik dik gördük. Mursi veya Mursu insanları Etiyopya Omo Vadisi kabileleri içinde en meşhur olanı. Hava şartlarına göre yılda iki kez göç edebiliyorlar. Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Mursi kadınları yüzlerini ve vücutlarını beyaza boyuyorlar. Aynı zamanda alt dudaklarını 15-16 yaşlarında bir diken yardımı ile deliyorlar. Buraya küçükten başlayan,  gittikçe daha da büyüyen ve kilden yaptıklar... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-5. Gün Arbaminch-Jinka

2011-03-19 23:50:00

Belirli başlangıçların kılavuzluğunda, sonu belirsiz bir güne daha uyandık. Bugün yol çok uzun olacak, 330 km yol yapacağız. Artık Kenya sınırında Turkana Gölüne dökülen ve Etiyopya içinde 760 km boyunca yol kat eden Omo Nehri’nden adını alan Omo Vadisine ve bu vadi içinde yer alan kabileleri ziyaretimize başlıyoruz. Sabah erken uyandım ama gün doğumu bulutların azizliğine uğradı. Dün gece Arbaminch’de şiddetli bir yağmur vardı. Yağmur damlalarının, kaldığımız evin damına vururken çıkarttığı ses, uzunca bir süre uyutmamıştı. Akbabaların, şahinlerin dün kesilen kurbandan arta kalanları yemelerini ve babunların günlük geçit törenlerini izledikten sonra yola düştük. Arbaminch’de bu tesiste, dönüşte bir gece daha kalacağız. Omo Vadisi, özellikle 450 metre rakımlı aşağı Omo vadisi, kimine göre 15 kimine göre 20 özgün kabilenin bulunduğu köyleri ile, son zamanların fazlaca turist cezbeden yörelerden bir tanesi. Burada Arbore, Ari, Bena, Bodi, Bumi, Daasanech (Geleb), Dorze, Hamer (Hamar), Kara (veya Karo), Konso, Kwegu (veya Muguji), Mursi, Tsemay ve Turkana gibi kabilelerle temasta olabiliyorsunuz. Bunlardan bazılarına ulaşmak çok zor ve hatta araçlarınızın 4*4 olmaması durumunda neredeyse imkansız gibi bir şey. Bu vadide yaşayan insanların 200000 civarında olduğu yazılıyor. Bu alana yapılması planlanan ve inşaatına da 2006 yılında başlanan Gibe III adlı devasa baraj tamamlanınca tüm ekosistemin bozulacağından, bu kabilelerin özgünlüğünden eser kalmayacağından bahsediliyor. İnsanlık bir kez daha medeniyet ve değerleri arasında seçimini yapmış ve bedelini ödeyecekmiş gibi gözüküyor. Bizler, UNESCO nun dünya kültür miras listesi içinde olan bu bölgenin ve insanlarının yaşamını son ... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-4. Gün Arbaminch

2011-03-18 09:36:00

  Gündoğumunu izlemek için geceden niyetlenmiştim ancak sadece niyet olarak kaldı. Günler sonra benim için uzun sayılacak bir süre uyuyabilmiştim. Nechisar Ulusal Parkının, Chamo ve Abaya Göllerine yukarıdan bakan tesisinin bahçesinde sabah kahvaltı öncesi hanımla küçük bir yürüyüş yaptık. Aşağıdaki Nechisar Ulusal Parkından gelen Babunları ilk kez orada gördük. Akşamdan kalma yiyecek ve içeceklerin bulunduğu masaları kolaçan ederek, paylarına düşenleri arayan babunlar bizi biraz ürkütüyor. Orası onların sayılır, onlarda bunun çok farkında ve bizim varlığımızı pek umursamıyorlar. Bize de çok güzel fotoğraflar veriyorlar. Kahvaltı sonrasında 4*4 lere atlayıp Dorze insanlarının yaşadığı Chencha köyüne doğru hareket ediyoruz. Önce Arbaminch içinden geçiyoruz. Sabahın bu saatlerinde insanlar sırtlarında sepetlerle muz toplamaya gidiyorlar. Sabahtan ve zamandan bahsetmişken bir noktayı açıklamam lazım; Etiyopya’da zaman ve takvim kendine özgü. Etiyopya’da güneşin doğduğu saat günün ilk saati, güneşin battığı saat ise günün son saati olarak kabul ediliyor. Gün iki parçaya bölünmüş, her parça 12 saatten oluşuyor. Uluslararası zamana göre sabah 6.00 Etiyopya saatine göre 12.00’ye denk geliyor. Dolayısı ile Etiyopya’da zaman ile randevulaşacaksanız hangi saate göre randevu verdiğinize dikkat edin. Etiyopya’ya özgü bir diğer özellik ise Julien Takviminin kullanılması ve bir yılda 13 ay yaşıyor olmaları. Etiyopya'da bir yıl 30 günlük 12 ay ve 5 veya 6 günlük artık bir aydan oluşuyor. Julien Takvimi İsa’nın doğumundan 7 sene 113 gün sonra kullanılmaya başladığından Etiyopyalılar yeni yıla Eylül’ü... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-3. Gün Langano Gölünden Arbaminch’e

2011-03-17 01:19:00

Sabah kahvaltıya gittiğimizde benim dün geceden yaşadıklarımın benzerlerini hemen herkesin yaşadığını anlıyorum. Ancak bir gezgin arkadaşımızın çözümü hepimizde tebessüm yarattı. Kendisi tesiste çalışan birisini, kapısının önünde nöbete dikmiş, adam da elinde mızrakla sabaha kadar nöbet tutmuştu. Bunun karşılığı olarak da 10 Amerikan doları kazanmıştı. Kahvaltı sonrasında bu güzel tesiste son fotoğraflarımızı çekip Arbaminch’e doğru yola çıktık. Bugünkü 250 km’lik yolculuğumuzun ilk durağı Shashemene adlı bir yer olacak. Burada Rastafarizm hareketinin takipçileri olan ve Jamaika’dan Haile Sellassie’nin daveti ve onlara toprak bağışlamaları üzerine 1960’larda gelerek buraya yerleşen insanlar oturuyor. Musevilik ile Hıristiyanlığın karışımı olan bu dini inanış hareketine göre, Hazreti Musa aslında zencilere liderlik etmiş ve Zion denen kutsal toprakları, cenneti onlara vaat etmiştir. 1900’lÜ yılların başında, zamanında Afrika'dan götürülen köleleri tekrar Afrika'ya döndürme misyonunu üstlenen Marcus Garvey, gittiği yerlere bu dini yaymıştır ve bir gün bir mesihin Afrika'da ortaya çıkarak, siyah ırkı birleştireceği kehanetinde bulunmuştur. Kimi yere göre sayıları 180000, kimine göre de 1000000 civarında olan bu inanışa sahip olanlara göre  Hazreti İsa’da zencidir. Bu dine ait ilahiler, özellikle Bob Marley’in öncülük ettiği Reggae müziğine kaynaklık etmiştir. Bob Marley bu hareketi Reggae müziği ile dünyaya tanıttı.  Haile Sellassie çok ilginç bir kişilik olarak biliniyor. Onun Haile Sellassie olan ismi, kraliyet tacını giymesi sonrasında verilmiş. Öncesinde olan ismi ise Ras Tafari. Ras, Amharik dilinde şef anlamına geliyor. Haile Sellassie’nin, S&uu... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-2. Gün Addis Ababa’dan Langano Gölüne

2011-03-15 22:57:00

Benim için bugün gezinin en güzel günlerinden birisi. Rift Vadisi boyunca hareket edip, Langano gölünde konaklayacağız. Bu arada Abiyatta ve Shalla Ulusal Parklarını gezip, pembe flamingo dahil, kuşları ve diğer hayvanları doğal ortamlarında görüp fotoğraflayacağız. Rift Vadisi’ne ismini, 19. yüzyılda İngiliz Kaşif John Walter Gregory vermiş. Burası Suriye’den Mozambik’e kadar uzanan 6000 km uzunluğunda olan bir yarık. Aslında birbirleri ile bağlantılı olan çok sayıda yarıktan oluşmasına rağmen, tek parça olarak kabul ediliyor. Afrika kıtasında bulunan tüm büyük göller bu yarık boyunca ortaya çıkıyor. İki yüz kilometreyi bulacak olan ve her arabada 4 kişinin bulunduğu 4*4 araçlarla başladığımız seyahatimiz boyunca sırasıyla Koka Gölü (alanı 250 km2, yükseklik 1590 mt), Ziway Gölü (485 km2, yükseklik 1636 mt), Abiyatta Gölü (205 km2, yükseklik 1573 mt) ve Langano Gölü (230 km2, yükseklik 1585 mt) geçilecek. En sondaki gölün kenarında bir Ekolojik kulübe de konaklama yapacağız. Bir ülkede bu kadar göl olsun ve o ülke insanları susuzluk çeksin; ne yazık.. Addis  Ababa’ya veda edip 4 çekerlerimizle yola düştük. Dört çeker araçlar olmadan bu turun asla yapılamayacağını zamanla öğreneceğiz. Hele ki yağmur mevsiminde bu turu unutun. Mart sonu-Nisan ayı gibi yağmurlar başlıyormuş ama en yoğun yağış Haziran-Ekim ayları arasında oluyormuş. Tam teşekküllü fotoğrafçı olarak bizim arabadaki arkadaşlardan izin alıp ön koltukta yerimi aldım ve tüm gezi boyunca da aynı anlayışı gösterdiler. Bu arada teşekkürümü hemen buradan bir kez daha kendilerine ileteyim. Yol boyunca yalancı biber ağaçları, Afrika Akasyaları görüyoruz. Et... Devamı

Etiyopya Gezi Anıları-1. Gün Addis Ababa

2011-03-15 11:34:00

Bir gün Etiyopya Kralı Menelik II, sevgili karısı Tauti ile kraliyet sarayının bulunduğu 3200 rakımlı Entoto tepesinden, aşağılarda, bugünkü Addis Ababa şehrinin bulunduğu yeşillikler içerisinde ovaya doğru bakıp Tej adlı baldan yapılma içkilerini yudumlarken aralarında şöyle bir konuşma geçmiş olabilir; Kraliçe Tauti: “Sevgili Kralım, bu tepede iliğim kemiğim dondu. Yazın neyse de, kışın hiç oturulmuyor. Bak aşağıda yeşillikler içinde bir güzel yer var. Oraya yeni bir saray yaptırsan da kaplıcalara girsek, iliğimiz kemiğimiz de bir güzel ısınsa!” Kral Menelik II:”Doğru dersin hanım, yaşlandık ve benim de halim yok artık. Düşman neyin de kalmadı. Dur ben şuraya bir güzel saray yaptırayım!” Kral ve Kraliçe arasında böyle bir konuşma oldu mu olmadı mı bilmiyorum ama Kral Menelik II gerçekten de tepede olan sarayını 1896 yılından itibaren bugünkü yerinde inşa etmeye başlamış. Kitabın yazdığı rivayete göre ikisi de aşağılara doğru bakarlarken bir dumanın çıktığını ve buraya gittiklerinde de bir sıcak su kaynağı ve çevresinde güzel çiçeklerin varlığını görmüşler. Amharik dilinde “yeni çiçek” anlamında gelen Addis Ababa ismini verdikleri bu şehri inşa ettirmişler. Anlamı "Yanık tenli insanların yurdu" olan Etiyopya, 1100000 km2 ve 85 milyona yakın nüfusa sahip bir ülke. Fakirlikte dünyanın sondan 4 veya 5. ülkesi. Etiyopya’nın başkenti olan Addis Ababa’ya THY’na ait bir uçakla doğrudan uçabiliyorsunuz. Uçuş mesafesi 3900 km ve yaklaşık beş saat sürüyor. Biz saat 01:30 gibi Addis Ababa’ya vardık. Bizi yerel rehber karşıladı ve tura katılan diğer 4 kişi ile birlikte otele götürüldük. Yol boyu bir hareketlilik yok. Gecenin kara... Devamı