Etiyopya Gezi Anıları: “Hello Foreynk”

2011-03-13 22:40:00

"Hello foreynk”; bu kelimeleri bazen “Hello forank”, bazen “Hello forink ve bazen de “Hello farenç” olarak duyduk. Bölgesine göre, çocuğuna göre değişti. Ama en sık duyduğumuz, biraz da uzatılarak söylenen, “Hello Foreynk”’di. Bunlar, yol kenarında sıra sıra dizilen, her biri kendi hünerlerini sergileyerek bazen bize sadece el sallayan, bazen “Hello foreynk”’in hemen arkasından gelen “Hay Lend” (High Land) kelimeleri ile arabalarımızın arkasından delicesine koşan çocuklardan Etiyopya gezimiz boyunca duyduğumuz kelimelerdi.  “Merhaba Yabancı” (Hello Foreign) demek istediklerini, sevgili rehberimiz Mehmet açıklayana kadar anlamadık. Gezi yazımın giriş başlığı içinde daha ilk duyduğum zaman seçtiğim kelimeler bunlar oldu. Salya-sümük, çoğunlukla çıplak ayak ve parçalanmış giysiler içinde olsalar da dünya güzeli halleri ile o minik ellerini açarak, artık sadece adı kalmış ama fabrikası çoktan kapanmış ve her su şişesi için kullandıkları“high lend” kelimeleri ile bağırarak arabaları takip etmeleri benim için unutulacak gibi değildi. Aklıma ne zaman Etiyopya gelse, onların bu hallerini hatırlayacağıma eminim. Etiyopya gezisinden döneli 12 saat olmadı ama biraz iş, biraz uyku sonrası fotoğrafları sınıfladım. Bilgiler taze iken, sıcağı sıcağına gezi anılarımı yazmaya başladım. Bu gezinin programını okuduğum zaman iyi bir gezi olacağına inanmıştım. Etiyopya’nın başkenti olan Addis Ababa’dan başlayarak güneyinde yer alan Omo vadisi kabilelerine doğru 10 gün sürecek olan bir gezi yaptık. Bu bölgeler oldukça zor olan bölgeler ancak turizm yönünden bir o kadar da bakir olan yerler. Öyle lüks arayan, her dakika elektrik ve sıcak su arayan... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:ANTİGUA GEZİSİ-SON YAZI (6.GÜN)

2010-12-11 14:47:00

  Sabah günün ilk ışıkları ile uyanıp, alelacele giyinip, kaldığımız oteli keşfe çıktık. Kaldığımız otel, Hotel Villa Colonial, sanki hala İspanyollar zamanında yapılmış hali ile duruyor. Bahçesi muhteşemdi. Civarda sabah şarkılarını söyleyen kuşlarla, rengarenk açmış, bir kısmını ilk defa gördüğüm çiçekler birbirlerini tamamlayan bir güzellik içindeler. Bu küçük sabah gezimiz sonrası, valizlerimizi İstanbul’a kadar bir daha açmamak üzere kapattık. Kahvaltıyı takiben Antigua gezisi için otobüse doluştuk. Antigua 3 volkanın arasında bulunan bir şehir; Agua (su), Fuego (ateş) ve Acatenango Volkanları. Izgara planlı, en fazla çift katı geçmeyen evleri ve İspanyollar döneminden kalma yapıları ile bir film platosu gibi bir şehir. Renk renk boyanmış evleri ne kadar da güzeldi. Bazı gezginler için, gördükten sonra biz dahil, burası Guatemala gezisinin olmazsa olmaz bir yeri. Gerçek Guatemala neresi diye sorsalar, birçok şehir akla gelebilir ama burası asla gelmez. Çünkü trafik ışıkları ve düzenli akan bir trafik var, elektrik dağıtım yer altına indirilmiş, çöpler düzenli olarak alınıyor. Sonuçta biz bu şehri çok sevdik ve kaldığımız zaman bize yetmedi. Antigua bu güzel gezi için iyi bir final yeri oldu. Antigua, İspanyolların bu ülkede kendilerini ve sömürdükleri Guatemala öz kaynaklarını güvende hissederek seçtikleri ve kurdukları ilk tercih şehri değil. O zamanlar, bundan önce iki şehri başkent olarak seçmişler ve kurmuşlar. Ancak coğrafi koşullar ve doğa buna müsaade etmemiş ve bugünkü Antigua 1543 yılında kurulmuş. 1773 yılında şehir büyük bir depremle yıkılmış, bunun üzerine de başkent bugünkü başkent olan Guatem... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:ATİTLAN GÖLÜ-ANTİGUA GEZİLERİ (5. GÜN)

2010-12-11 01:53:00

  Atitlan Gölü, San Pedro, Toliman ve Santa Clara (Atitlan) yanardağlarının aktif oldukları dönemde oluşan, verdiği manzaralar ve kıyılarındaki köylerinde yaşayan yerli halkla turistler için tam bir cennet köşesi. Orta Amerika’nın bu en derin gölünün dibi tam olarak araştırılamamıştır. Maksimum derinliğinin 340 metreleri bulduğu düşünülüyor. Sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, Atitlan Gölü kıyısında bulunan otelimizde kaldığımız odanın balkonundan göle baktık. Yakın bir zaman da yağan şiddetli yağmurlar nedeni ile göl suları yükselmiş ve otelin kıyısında bulunan kamelya sular altında kalmış. Ancak sabah manzarası muhteşem. Atitlan Gölü, İtalya’daki Como Gölü ile karşılaştırılırmış ama bence burası belki oradan daha güzel çünkü bu gölün her bir köyünde ayrı bir güzellik ve özellik mevcut. Gezimizin en güzel destinasyonlarından bir tanesi burası oldu. Kahvaltı sonrası tekneye bineceğimiz limana geldik ve teknemizi beklemeye başladık. İskeleden manzara daha da büyüleyici hale geldi. Daha sonra hem iç kabinleri ve hem de dışarıda oturmaya müsait olan yerleri ile teknemiz geldi. Tekneye binerek geziye başladık. Masmavi renkteki suları ile Atitlan gölü bizi daha başlangıçta güzelliği ile esir aldı. Gecelediğimiz Panajachel köyü dışında, San Pedro, Santiago, San Antonio, Palopo köylerine günlük turlar yapılıyor. Burada iki köyü iyice gezdik; Santiago ve San Antonio köyleri. Bu köylerin her ikisinde de farklı bir Maya halkı alt topluluğu var. Köylerden bir tanesinde hemen herkes mavi çizgili bir bluz giyerken bir diğerinde başka bir renkte giysi giyiliyordu. Bu şekilde giyinme İspanyollar zamanından beri geliyormuş. Bir köyün halkı İspanyollara yardımcı olduğundan, İspa... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:GUATEMALA CİTY-CHİCHİCASTANENGO-ATİTLAN GEZİLER

2010-12-07 16:56:00

  Guatemala City’de sabahın ilk ışıkları ile uyandık. Bana “Bu şehirden aklında ne kaldı?” diye sorsanız “kalabalık, kirlilik, gürültü” derim. Gerçekten bu şehirde sadece 2 saatlik bir (belki de daha az) tur yaptık ama yeterdi. Daha fazlası için zamanınıza yazık.  Bu şehrin tehlikeli bir şehir olduğundan da bahsediyorlar. Guatemala City gezisi için şehrin ana meydanına –Parque Central'e- gittik. Burada bir parkın çevresinde önemli olabilecek her şey bir arada bulunuyor. Diktatör Jorge Ubico tarafından 1936-1943 yılları arasında yaptırılan ve yapımında kullanılan mahkûmlardan çok sayıda ölenin olması nedeni ile kötü anısı olan ve şimdilerde Ulusal Kültür Sarayı olarak hizmet veren Hükümet Sarayı bir köşede iken, diğer bir köşede de Katedral var. Ortada bulunan büyük fıskiyeli parkta o gün bir hareketlilik vardı. Burada bir eylem yapılıyordu ve insanlar ellerinde pankartlarla geziniyorlardı. Bizim ekibin eylemci tarafı tutunca, onlarda pankartın arkasına geçip pozlarını verdiler. Bu olaydan öncesine kadar “kim bunlar, hükümet ajanı mı acaba?” havasında bakışlar atan insanlarla bir kaynaşma oldu. Kaynaşma demek, bana fotoğraf demek. En ilginci de ortada bulunan birkaç adet keçiden sağılan sütlerin isteyenlere, parası karşılığı,  taze taze servis edilmesiydi. Buradaki Katedral’e de girdik ama benim için çok bir özelliği de yoktu. Guatemala’da yapmadığımız bir şeye üzülüyorum; Ulusal Kültür Sarayını gezemediğimize. Burası için iyi şeyler yazılıyor. Sonrasında Chichicastenango’ya gitmek için otobüsümüze bindik. Guatemala City ile Chichicastenango arası 150 km’ye yakın. Gideceğimiz yer Guatemala gezisi yapanlar i&ccedi... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:RİO DULCE-QUİRİGUA-GUATEMALA CİTY GEZİLERİ (3.

2010-12-06 00:36:00

  Sabahleyin kararlaştırdığımız gibi erkenden kalktık. Bu güzel otelin bahçesinde bir tur atıp, deniz kenarına geldik. Ama deniz, Karaipler olmasına rağmen, ne o berraklığa ne de maviliğe sahip. Sözümüz söz deyi,p suya girdik ama herkes girmiş olmak için girdi diyebilirim. Alternatif olarak otelin havuzu çağırınca, denizden çıkan ekip doğruca havuza daldı. Arkasından güzel bir kahvaltı ve yeniden otobüse biniş. Bugün programda Rio Dulce nehrinde 1-1,5 saat kadar sürecek olan bir tekne gezisi var. Rio Dulce, Guatemala’nın en büyük gölü olan Izabal Gölünü, denize boşaltan bir nehir. İspanyollar bu nehre, sularının tatlı olması nedeni ile “tatlı nehir” anlamında Rio Dulce demişler. Bugün çoğu yerde gözlenen ekolojik kirlilik buralarda halen gözükmüyor ve inşallahta gözükmez. Kaldığımız otel Puerto Barrios bölgesinde. Hemen otelin yanındaki küçük limana yanaşan 2 adet tekneye bölündük ve nehir gezimize doğru hareket ettik. Önce Livingston’a vardık sonrada Rio Dulce nehrine girip asıl seyahatimize başlamış olduk. Nehir çok temiz gözüküyor ve etrafta balıkçıllar, pelikanlar, karabataklar ve daha bir çok kuş türü gözleniyor. Nehirden yukarıya gittikçe etrafın yeşili de artıyor. Nilüferlerle kaplı bir bölümü geçince teknelerimiz durdu ve bir anda çevremizi küçük tekneleri ve küçük kürekleri ile satış yapan çocuklar sardı. Sattıkları objeler arasında deniz kabukları, küçük kabuklardan kolye ve bileklikler, kurutulmuş deniz yıldızları vardı. Kendileri ve küçük tekneleri o kadar güzel gözüküyorlardı ki, buralara kadar gelen tüm gezginle... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:FLORES-TİKAL-RİO DULCE GEZİLERİ (2.GÜN)

2010-12-05 00:43:00

    Sabah erkenden uyandık. Hanımla birlikte etrafı keşfe çıktık. Burasını gündüz gözü ile görünce ne kadar güzel bir yerde kaldığımızı bir kez daha anlayıp, bu cennet köşede şöyle keyifli bir kahvaltı yapamamanın ve sonrasında doya doya gezememenin üzüntüsünü yaşadım. Etraf tarif edilecek gibi değil; ne taraftan geldiğini anlayamadığım kuş cıvıltıları, göl kenarında avlanmaya çıkmış bir balıkçıl, adının ne olduğunu bilmediğim çiçekler ve ağaçlar var. Gölün üstüne sabah sisi çökmeye başladı. Burada kalamamak ne yazık.. Kahvaltımızı bile paket yaptılar ve hemen otobüse atlayıp yola düştük. Gideceğimiz yer Dünya Kültürü Mirası Listesinde yer alan bir yer ve bu gezinin en önemli ayaklarından olan Tikal Antik Kenti. Biz de erkenden yola düşüp bu kenti iyice bir gezmenin doğru olacağını düşünüyoruz. Flores-Tikal arası 71 km ve erkenden orada olup, turist kalabalığına yakalanmak istemiyoruz. Tikal, Guatemala'daki yağmur ormanları içinde Peten ilinin kuzeybatısında bulunan, en büyük Maya kenti ve tören merkezidir. Güney düzlüklerindeki öteki Maya merkezleri gibi Tikal da orta oluşum döneminde (M.Ö. 900-300) küçük bir köydü. Geç oluşum döneminde (M.Ö. 300-M.S. 100) büyük piramit ve tapınakların yapılmasıyla önemli bir tören merkezi haline geldi. Klasik dönemde büyük saraylar, piramitler, alanlar yapıldı. Maya hiyeroglif yazısı ve karmaşık takvim sistemi ortaya çıktı, anıtsal heykeller ve vazo resimleriyle üstün bir Maya sanatı gelişti. Tikal’in Chichen Itza, Copan, Uxmal gibi diğer Maya kentlerinden ayrılmasını sağlayan en önemli özellik orman iç... Devamı

GUATEMALA GEZİSİ:BELİZE-FLORES (1.GÜN)

2010-11-29 18:48:00

  GUATEMALA GEZİSİ: Giriş Guatemala gezisi, Meksika gezisini takip eden bir bölümdü. Ancak başlamadan önce hemen söyleyeyim ki tek başına bile bu ülke 10 gün gezilebilirmiş. Doğası muhteşem, tarih doğa ile iç içe. Severim böyle yerleri. Güzel insanlarını da tanımak işin bonusu. Guatemala Orta Amerika’nın bir ülkesi. 110.000 km karelik bir alanı ve 13 milyon civarı da nüfusu var. Bir söylentiye göre Guatemala kelime anlamı olarak, Maya-Toltek dillerinde “yüksek ağaçlar ülkesi” anlamına geliyor. Gerçekten özellikle Ceiba ağaçlarının boyları görülmeye değer. Tikal antik kenti ormanın içinde ve hala keşfedilmeyi bekliyor. Burada ormanın gerçek sahipleri ile birlikte olabiliyorsunuz. Howler Maymunları daldan dala atlarken, arı kuşunu çiçeklerin tadına bakarken ya da benim gibi daha da şanslıysanız Guatemala’nın sembol kuşu olan Toucan’ları fotoğraflama şansını yakalayabilirsiniz. Hele o güzelim Atitlan gölü ve Antiqua şehrinden çok zor ayırldık Haydi bakalım sanal gezginler; gezimin ikinci bölümüne, Guatemala’ya buyurun Gezekalın   GUATEMALA GEZİSİ:BELİZE-FLORES  (1. GÜN)   Cancun’dan Uçakla Belize şehrine uçtuk. 1973 yılına kadar İngiliz Honduras’ı olarak bilinen Belize, 1981 yılında bağımsızlığını ilan etmiş. O zaman fark etmediğim, sonradan bu yazıyı hazırlarken öğrendiğim bir ayrıntı, dünyada bayrağında insan resmi olan tek ülkesi Belize imiş. Üçakla Belize City’e indik. Bu küçük ve yemyeşil olan ülkenin başında bir bela var. Genellikle, Kasım aylarında meydana gelen fırtınalar ve kasırgalar ülkede büyük hasarlar meydana getiriyorlarmış. Bu fırtınaların meydana getirdiği ha... Devamı

MEKSİKA GEZİSİ CHİCHEN ITZA-CANCUN GEZİLERİ (10-11. GÜN)

2010-11-21 21:43:00

    Kurban bayramı araya girip de ufak bir kaçamak yapınca yazı biraz aksadı. Ancak başlamadan önce 3 gece-4 günlük küçük bir Assos-Kaz dağları kaçamağından çok güzel anılar ve fotolarla döndüğümü ifade etmeliyim. Merida’dan hareket ederek UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Chichen Itza (okunuşuyla Çiçen İtza)  antik kentine doğru yola çıktık. Arada 128 km kadar bir mesafe mevcut yani yaklaşık 2-2:30 saat kadar bir yolumuz var.. Bu antik kent beni oldukça heyecanlandırıyor. Çünkü bu kent Mayaların kurduğu en önemli kentlerden ve günümüzde de çok sayıda eseri hala ayakta duruyor. Yedi Temmuz 2007'de dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak seçilmiş olduğunu da söyleyelim. Mayaların en güçlü olduğu MS 300-900 yılları arasında burasının güçlü bir dini merkez olduğu kabul ediliyor. Daha sonra ise Toltekler tarafından bu kent Mayalardan alınmış. Mayalar 17. Yüzyıl sonuna kadar dağlarda yaşayan kabileler halinde kalmışlar. Maya dilinde Chichen Itza, “Itzaların kuyusunun ağzı” anlamına geliyormuş. Buradan da anlaşılacağı Itza bir başka yerli kabilenin ismi demek. Bu kente girer girmez sizi ilk karşılayan satıcılar oluyor. Burada, diğer yerlerden daha fazla satıcı olduğunu söylemem lazım. Kale (The Castillo)  adıyla tanınan Kukulkan Tapınağı ya da Kukulkan Piramidinin bir kısmını Mayalar ama çoğunluk kısmını da Toltekler inşa etmişler. Şehrin büyük meydanının güney kısmında yer alan bir eser. Mayalar bu piramidi astronomi ve matematik bilgilerini ortaya koymak istercesine belirli bir sistemle inşa etmişler. Örneğin 4 cephesinin her birinde 91 basamak yer alıyor ki, böylece 4x91’le bulduğumuz 364 sayısına en teped... Devamı

MEKSİKA GEZİSİ:CAMPECHE-UXMAL-MERİDA GEZİLERİ (9. GÜN)

2010-11-17 02:19:00

      Sabahleyin kahvaltı öncesinde, artık adet haline getirdiğimiz üzere, otel çevresini keşfe çıktık. Otel ile denizi sadece bir cadde ayırıyor. Sabahın erken saatlerinde insanlar eşofmanlarını giymiş sabah sporlarını yapıyorlar. Denizde dalga yok, üstünde tek tük alışık olmadığımız türden balıkçı tekneleri var. Kıyıda gördüğüm ve denizde av olabilecek herhangi bir hareketi gözleyen bir kuşu fotoğraflamaya çalışırken, esas konu yanımızdan geçiyordu; İki adet cincırlı polis. Atlı polisi, bisikletli polisi görmüştüm ama havaalanı dışında cincırlı polisi görmek bu şehre kısmet oldu. Kahvaltı sonrasında Campeche şehrini gezmek için otobüse bindik. Campeche (Kampeçe diye okunuyor) eski bir Maya şehri. Maya dilinde Can yılan, Pech kene demekmiş yani yılan ve keneler şehri anlamına gelen bir kelime. Bu eski Maya kenti, sömürge döneminden 19. Yüzyıla kadar çok önemli bir limandı. Bu şehrin eski kısmı UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesinde yer alıyor. Şehir İspanyollarca ilk defa 1517 yılında alınsa da 1540’daki son alınışına kadar Mayalar ve İspanyollar arasında el değiştiriyor. Şehir sadece İspanyolların değil ilerleyen zamanlarda korsanlarında saldırısına uğrar olmuş. 1663 yılındaki saldırı sonrasında ise şehri surlar içine almaya karar vermişler. İki km uzunluğunda, 8 mt yükseklikte surlarla şehri çevirmek 50 yıl almış. Biz bu surlarda var olan iki kapıdan biri olan ve bir zamanlar hemen deniz yanında bulunan ancak bugün denizle arasına epey bir mesafe giren deniz kapısından (Puerta del Mar) giriş yaptık. Tipik bir kolonyal dönem eseri. Şehir içinde ilerledikçe İspanyollardan kalma kemerli, balkonlu, en fazla 2 katlı ve bol sütunlu evleri daha çok görüyoruz. Keçiboy... Devamı

MEKSİKA GEZİSİ:PALENQUE- CAMPECHE GEZİLERİ (8. GÜN)

2010-11-15 20:57:00

  Meksika’da Palenque şehrinde kaldığım gece, ne zamandır sayıkladığım hayalim gerçek oldu. Uzun zamandır şahit olmadığım ve ateş böceklerinin gecenin karanlığında yaptıkları dansı tekrar görebilme dileğim, dünyanın bir ucunda, Palangue’de, kaldığımız otelin bahçesinde, yemek sonrası şezlongda uzanmışken gerçekleşti. Etrafta onlarca ateş böceğini, gecenin kör karanlığında, çimenler üzerinde danslarını yaparken izlemekten duyduğum mutluluğu tahmin edemezsiniz. İstanbul’da binalar arasında yaşayan insanlar için küçücük doğa olaylarının ne kadar da anlamı olabiliyormuş meğerse! Dün geceden çok hoş bir yer olduğunu tahmin ettiğimiz otelimizde, sabah yaptığımız küçük gezi önyargımızın ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Yeşillikler içerisinde bungalov tarzı evlerde kaldık. Bahçede yer yer Maya tanrılarına ait olduğunu düşündüğümüz heykeller mevcut. Kahvaltı sonrası valizler otobüse yerleştirildi ve biz UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesi içinde yer alan Palenque’e doğru harekete geçtik. İkibin üç yüzyıllık tarihleri olduğu sanılan Mayaların en kudretli oldukları 300-900 yılları arasında Meksika’nın Yucatan bölgesi, Honduras, Nikaragua, Guatemala gibi ülkelerde ağırlıklı olarak yaşadıklarını biliyoruz. Bu bölgelerde kurdukları en güzel şehirler ise Palenque, Tikal, Copan, Chichen Itza gibi şehirlermiş. İşte biz bu şehirlerden Palenque’i gezeceğiz. Palenque en şatafatlı günlerini ise 325-625 yılları arasında yaşamış ve sonra ise, nedendir bilinmez, terk edilip ormanın insafına bırakılmış. Ormanda onu tamamen yeşilliklerle örtmüş ve 1785 yılına gelene kadar da unutulmuş gitmiş. Orta Amerika yerlilerine ait alanları gezerken bu aniden terk edilen şehir hi... Devamı